Bir Fikir Yolculuğu: Haydar Özkömürcü

Paylaşmayı unutmayın.

Biz yeni ve taze fikirleri seviyoruz. Hayatımıza bir yerden dahil olan herkese fikrin önemini ve değerini anlatmak için bir yola çıkıyoruz. Her zaman söylediğimiz gibi ”Fikri değiştir, dünya değişsin” demeye devam ederken yolculuğumuza sizi de davet ediyoruz. Hadi o zaman yolculuk başlasın! Fikir yolculuğumuzun bu haftaki konuğu Türkiye’de Growth Hacking ve Dijital Pazarlama alanının uzman ismi Haydar Özkömürcü.

Haydar Özkömürcü kimdir? Kendini nasıl tanımlar?

Eyvah! 🙂 Ben Haydar Özkömürcü, kendimi Growth Hacker olarak tanımlıyorum. 14 yıllık sektör deneyimim var yaklaşık 7 yıldır sürekli olarak eğitimler veriyorum. Bugüne kadar da 200’den fazla marka ile dijital pazarlama alanında çalıştım.

Birçok alanda hizmet veriyorsunuz kendinizi asıl olarak konumlandırdığınız bir tanım var mı?

Title olarak bir şey belirlemedim ama kartımda Growth Hacker/ Pazarlama Danışmanı yazıyor. Growth Hacker’ı bazen bazı insanlara anlatamıyorsun. Mesela bir kere taksiye bindim. Taksici soruyor ”Abi ne iş yapıyorsun?” ”Reklamcıyım” dedim. Aynen şu cevabı verdi: ”Tabelacı mı abi?”
Yok abi, dijital pazarlama üzerine” dedim. ”ATM’lere reklam mı veriyorsun?” dedi. Çok karşılaşılan bir şey bu.

Peki eğitim vermeye nasıl başladınız?

Eğitim vermeye başlamam aslında biraz komik oldu. Ders verecek birini arıyorlardı ve birden bana ”Sen verebilir misin?” dediler. Ben de bir anda ”Veririm.” dedim. Bir hafta boyunca üzerine çalıştım sonra bir anda başladı. Üniversitede 21 yaşında daha önce hiç eğitim vermemiş ama bir anda ders anlatan bir çocuk düşününce ve komikti aslında.

Sivil havacılık okuduğunuzu biliyoruz. Kariyeriniz bu yöne nasıl evrildi?

Yani eve internet bağlattığım günden beri blog yazıyorum. O zamanlar msn vardı ve ilgiliydim. O yaştaki herkesin ilgisi olduğu gibi. Sonra bir gün ”Hızlı titreşim nasıl gönderilir?” gibi bir yazı yazdım. Baktım harbiden okunuyor. Başlarda istatistiklere bakmayı bilmiyordum; tabii ki sonra bir baktım. 1 milyon! Beni okuyorlar ya hadi canım oldum. O zamanda tam kavrayamadım 1 milyon okunma iyi mi kötü mü? Ona da internetten bakıyorum. ”Aa!” dedim, ben olmuşum falan. 15 yaşında bir çocuğum çünkü o zaman. Ondan sonra sürekli yazmaya başladım. Konu msn’den internete, oradan teknolojiye sonrada sosyal medya ve dijital pazarlamaya doğru ilerledi. Yazdım, araştırdım, eğitim verdim derken şimdi bu noktadayım.

Peki tüm bu yazdığınız konuları kendi kendinize mi öğrendiniz?

Doğru! Bu tip soruları çok soruyorlar. ”Sen ders veriyorsun ama n’oluyor, hayırdır?” diyorlar. Yani evet daha bu alanlarla ilgili eğitim almadım. Araştırarak ve yazarak öğrendim aslında.

Dijital olarak birçok yeniliğin içindeyiz ve birçok avantajından faydalanabiliyoruz. Siz bu alanın oldukça içindesiniz ve hatta hizmet veriyorsunuz, yaşadığınız olumsuzluklar da oluyor mu? Tıkandığınız bir noktanın olduğunu hissediyor musunuz?

Dijitalleşme ile birlikte girişimleri pohpohlama dönemimiz başladı. Ben üniversitedeyken geliyorlardı. Bir tane adam geldi, firması yoğurt gibi bir şeydi. Sürekli girişimlerin mükemmel olacağını belirtiyor ve bizlere ”Siz de girişimci olun, girişimcilik şöyle iyi böyle iyi….” gibi şeyler söylüyordu. Hiç öyle değilmiş tabi. Geceniz gündüzünüz diye bir şey kalmıyor. Sabahtan akşama kadar çalışıyorsunuz ve çoğu zaman müşteriyi ikna edemiyorsunuz. Yazılımcılar… Zaten Türkiye’de o konuda çok dertliyim; çünkü düzgün yazılımcı yok. Düzgün yazılımcıların çoğu zaten yurt dışına gidiyor Türkiye’de kalanlarla yetiniyoruz. Burada yazılımcılara selam olsun hepinizi çok seviyorum lütfen kızmayın 🙂 Genel bir algı bu. İşin operasyonu aşırı büyük ve aşırı stres dolu. Gerçekten maddi dayanak onlar, sermaye önemli güzel ama 10 milyon dolarla da girseniz ufak bir işe yine stres var. O stresi yönetmek bile zor bir iş.

Girişimci pohpohlamasını eleştirme sebebim bu. Birçok insan bu stresi kaldırabilecek boyutta değil. Gerçekten çelik gibi sinirleriniz olması lazım. Çok metanetli olunması gerekiyor. Hemen ortamı düzeltecek motivasyonu kendi kendine yüksek tutacak biri olacaksınız ki üzerine bir de çevrenizin destek vermesi lazım.

Girişimcilik sizce bir fikirle mi oluşmalı yoksa bunu bir fırsat olarak görüp, sırf girişimci olmak istiyorum deyip girişimci olunur mu? 

Çocukluğumdan beri ben bu işi yapacaktım diyenler şans faktörü haricinde başarısız oluyorlar; çünkü duygusal bir bağları olduğu için işin gerçekten tutacağına inanıp zarar ediyorlar. Belki kızanlar olacaktır ama fikir herkeste var. Kahvehaneye git birine sor, ooo hepsinden bir ses çıkar. Önemli olan uygulayabilmek. O inanca sahip olup biraz da şans sizden yana olursa tamam zaten.

Kimse bilemez ki, Facebook belki 3 ay sonra kurulsaydı tutmayabilirdi; çünkü çok fazla değişken var. Hepsini birden hesaplayabilmek neredeyse imkansız. Bunun ötesinde kişinin girişimine odaklandığı anda bütün olaylara hakim olması lazım. Benim yaptığım girişimin başarısız olmasının sebebi yazılım bilmememdi. Yazılımcının ne yaptığını harbiden anlayabiliyor olsaydım daha iyi sonuç alabilirdim. Kurucunun bütün olaylara hakim olması hepsi ile bire bir ilgilenmesi, hepsini anlıyor ve inanıyor olması lazım. Bunların hepsi olsa da illa çok başarılı olacak diye bir şey yok.

Girişimin başarılı olması demek gerçekten çok hızlı büyümesi, bu sene 15 çalışanı varken gelecek sene 500 çalışanı var demesi başarı. Bu başarı kriterini yakalamak da şans faktörü. Bazen gerçekten kötü körüne inanmak işe yarıyor.

Geçen gün Getir ile görüştük. İlk gördüğümde bu hayatta tutmaz demiştim. Tabi tuttu 🙂 Dışarıdan herkes her şeyi diyor inanmak sebat etmek lazım. Ama ince bir çizgi var işler kötüye gidiyor ve çıkış yoksa da işin içinden çıkmayı da becerebilmek lazım. Doğru ve yanlış zamanı kestirebilmek önemli.

Türkiye’de girişimcilik alanında gördüğünüz en büyük eksik nedir?

Bodozlama dalıyoruz. Türklerin kültüründe bu var tabi. ”Kervan yolda düzülür.” Türkiye’yi bu hale getiren bu anlamlar aslında. Kötülemek istemiyorum ama medeniyetler üzerine medeniyetler kurmuşuz ama biz plansız yola çıkarız. Pratik zekayla başarı elde ederiz. Anlık kararları değiştirebiliyor olmak güzel bir şey; fakat biraz da planlı gitmemiz lazım. Bunun dışında cahil cesareti de var.

Ben cahil cesaretini severim ama bundan biraz sıyrılıp bir şeyler de öğreniyor olmak lazım. Bazen çok büyük katalizör etkisi yapıyor. Hiç bilmediğin bir alanda ”Ben bunu yaparım abi” dersin ve harbiden yaparsın. Bunu alışkanlık haline getirmek ise sakıncalı.

Bir söz vardı. Bilmediğiniz bir işi sizden yapabilir misiniz diye sorduklarında onlara ”Kesinlikle yapabilirim!” diyin diyor. Ama öğrenmenin bir maliyeti var. Zaman ve bütçe gibi. O öğrenme maliyetini kaldırabilecekseniz tamam.  Hani son atmalık bir kurşununuz var hiç bilmediğiniz bir işe giriyorsunuz. Başaramayacağınız belliyse atmayın o kurşunu. Tabi birkaç tane daha atmalık kurşununuz kaldıysa uğraşmaya devam!

Yine Türkiye’deki girişimcilerin en büyük problemlerinden birisi ”Devlet bize bahmıyir!”. Kimse sana para vermek zorunda değil ama senin girişiminin büyüyeceği belliyse zaten birileri sana destek olacaktır. Adam 6 ay boyunca yatırım arıyor. Şimdi ne durumda 6 ay önceki ile aynı. Yatırımcı bu durumda sana para vermemekte haklı. Evet devlet desteği, yatırımcıların yatırım yapması kesinlikle gerekiyor ama doğru olana. Girişimi yatırım almak için kurmak bana saçma geliyor. Zannetmiyorum ki, Mark Zuckerberg yurt odasında ”Ya dur ben bir girişim kurayım da yatırım alayım.” desin.

Growth Hacking nedir? Bir de Growth Hacking ve Growth Marketing arasındaki fark nedir?

Aslında bütün dijital pazarlamacıların yaptığı şey; müşteriyi ya da hedef kitleyi kullanıcıyı siteye ya da mobil uygulamaya çekmek. Bunu nasıl yapıyoruz? Gerilla pazarlama ya da daha fazla para vererek dijital pazarlamanın bildiğimiz tekniklerini uygulayarak insanları çekerek. Bu normal standart herkesin bildiği şekilde yapıldığı zaman Dijital Pazarlama Uzmanı olmuş oluyorsunuz. Bunu A/B testlerle yaparsanız -yani biraz daha analitik zekayla ön plana çıkararak- hangi reklamdan nasıl müşteri geldiğini onların nasıl tepki vereceğini planlayarak ilerlerseniz Growth Marketer olmuş oluyorsunuz.

Şöyle de diyebiliriz; Facebook’ta bir reklam hazırlayıp kampanya çıkarsanız dijital pazarlamacı, 500 farklı reklam hazırlayıp A/B testlerle bölüp üç beş tanesine ile ilerleyip en az bütçe ile en yüksek fayda odaklı çalışıyorsanız Growth Marketer oluyorsunuz. Growth Hacker’a geçen kısımda müşteri olan kişileri ele almak gerek. Yani e-ticaret sitesine müşteri geldi, tamam geldi ama ürün satın alacak mı? Kayıt olacak mı? Satın aldıktan sonra arkadaşlarını davet edip paylaşacak mı? Bir üründen fazla ürün satabilecek miyiz? Bu kısımlarla ilgilenildiğinde ise Growth Hacker alanına girmiş oluyorsunuz. Önemli olan şey kurguları yapmak. Siz bir kampanya hazırladınız kullanıcılar geldi ve geldikten sonra arkadaşlarını davet ederlerse, falanca yaparlarsa gibi her aşamayı düşünmeniz gerekiyor. Bunu hatta gamification ile ilişkilendirirseniz daha eğlenceli bir hal alıyor.

Dijital pazarlama ve Growth Hacking alanına yönelmek isteyen öğrenci ya da çalışanlara önerebileceğiniz bir şey var mı? Geleceğin mesleği diye düşündüğünüz bir meslek var mı?

Artık sosyal medyada ‘Ben oldum.” diyip ayda 3 ayda 5-10 bin kazanacağınız kolay dönem bitti. Eskiden bir Facebook sayfası açmaya 10 bin dolar alan adamlar vardı, güzel dönemdi 🙂 Şimdi oturdu daha da oturacak. Dijital pazarlamaya para var diye gelmeyin gerçekten bu işi seviyor ve istiyorsanız gelin, diyebilirim. Geleceğin mesleği olarak ”Kervan yolda düzülür” mantığı ile mesela doğum/ölüm oranlarından bahsedilir. Japonya’da mesela çok yakın bir zamanda iş gücü kalmayacak hepsi yaşlı olacak. Sokakta çocuk gördüklerinde şaşıracaklar. Mesela bu tip ülkelerde çok fazla hasta bakıcıya ihtiyaç olacak, tıp alanında gelişmeler sağlanacak ve o zengin insanlardan muhtemelen dışarıdan mal alacaklar. Bu böyle evet ama Japonya’dakiler de robot teknolojisinin gelişmesi gerektiğini biliyor ve buna yatırım yapıyorlar. Robot teknolojisi gelişince ne olacak? Dışardan alacakları ucuz iş gücü yerine kendi robotlarını tercih edecekler. Eğer global düşüneceksen robotik, yapay zeka çok büyük gelişme sağlayacak; fakat şu anki yapay zekanın y’sinden bile bahsedemiyoruz. Uçuk kaçık örneklerde dahi falanca satranç şampiyonunu bir yapay zeka yenmiş. Ya tamam da makine öğrenmiş, yapay zeka dediğimiz ezberletme değil kendi düşünebilen bir sistem.

Bana kalırsa şu an öğrenilmesi gereken şey yazılım. Yani yazılımcı olmaktan bahsetmiyorum ama herkesin bilmesi gereken bir döneme giriyoruz. Sokakta yerleri temizleyen bir amcanın da bakkalında biraz olsun yazılımdan anlıyor olacağı döneme doğru gidiyoruz. İleride herkesin İngilizce bilmesi gerekiyor durumu herkesin Yazılım da bilmesi gerekiyor diye bir noktaya ulaşacak.

Tavsiyem ise; ne istiyorlarsa onu yapsınlar. Devlet garantili bir iş peşinde koşmak ne kendilerine ne memlekete faydalı olacak, bu yazılım dahi olsa. Bir meslek garantiniz zaten yok!

Reklam / Fikir/ Değişim sizin için ne ifade ediyor?

Fikir; ustaca çalmak, reklam; algıyla oynamak ve değişim; kırk katır kırk satır.

Değişim yapmak da zor, değiştirmemek de zor. Yani bir tarafta satır bir tarafta katır.

Son olarak Bir Fikir Yolculuğu’nun sonunda Gagerlar’a vermek istediğiniz bir mesaj var mı? 

Normal olmak çok abartılmış bir fenomen haline geldi. Herkesin yaptığı şeyi yaparak başarılı olmanın imkanı yok. Daha farklı bakmak, daha farklı davranmak bazen en olmaz dediğimiz şeyi, en tepki gösterilecek şeyi yapmak yani o riski almak başarıyı getirebilir. Herkesle aynı şeyi yapıyorsanız bilin ki, yanlış yoldasınız. Herkesle aynı şeyi yaparak normal bir insan olursunuz. Buna kötü demek istemiyorum tabii ki tercih ama bu ne sizi ne ülkeyi ne dünyayı değiştirmek için olması gereken şey değil. Eğer herkesten farklı bir pencereden bakabiliyorsanız Adgager’da dahi herkesten farklı bir şey yazıyorsanız bir fikir üretiyorsanız, hatta bir kızı tavlarken bile herkesten farklı bir şekilde yaklaşırsanız kalbi kazanırsanız.

Bir Fikir Yolculuğu’nun daha sonuna geldik. Bize eşlik eden ve keyifli sohbetiyle blogumuza konuk olan Haydar Özkömürcü’ye saygı ve sevgilerimizi iletirken ”Fikri değiştir, dünya değişsin.” demeye devam ediyoruz. Hadi o zaman sen değiştir!

 

 

Facebook Yorumları
Ne düşünüyorsun?
  • Fascinated
  • Happy
  • Sad
  • Angry
  • Bored
  • Afraid

Paylaşmayı unutmayın.

İlgili Sayfalar