Markaların kitleleriyle iletişim kurmak, onlarla bir bağ geliştirmek, kitlesinde heyecan, merak, çoşku gibi duygular uyandırmak için içeriğe ihtiyacı var, bunu biliyoruz. Peki bu içeriği ne oluşturuyor? Kurulmak istenen bağın dinamikleri neden ve nasıl besleniyor? Bu sorunun cevabına kolaylıkla ‘Duygulardan ve algıdan besleniyor’ diyebiliriz. Martin Lindstrom’ın Brand Sense: Sensory Secrets Behind the Stuff We Buy (Marka Duygusu: Satın Aldığımız Ürünlerin Arkasındaki Duyusal Sırlar) isimli kitabı, şirketlerin ürünlerini tüketicilere satmak için 5 duyuya nasıl hitap ettiklerini anlatıyor. Dünyanın en başarılı şirketleri ve ürünleri, dokunma, tat, koku, görme ve sesi nasıl birleştirip satın

L’oreal’den Dijital Yenilik: Kokpit

Bizler sektörde dijital pazarlama işe yarıyor mu diye sormaya devam ederken; L’Oreal dijital medya yatırımlarının işe yararlılığını ölçmek için Kokpit adını verdiği yeni bir program kullanmaya başladı bile. Firma, bu program sayesinde kullandığı pazarlama argümanlarından hangilerinin çalıştığını ve işe yaradığını görebilecek ve neye para harcayacağına artık daha doğru kararlar verebilecek. Bulut şirket Domo ile geliştirilen araç L’Oreal’deki her pazarlamacının, ürün yöneticisinin ve medya sahibinin hangi aksiyonun  işe yarayıp yaramadığını görmesine yardımcı olacak nitelikte. Ayrıca söz konusu program gerçek zamanlı olarak 20.000 den fazla veri kaynağını izleyip ölçüp, kullanılabilirliği ve işe

Cinayetten Pazarlamaya: Markalar İçin Podcast Yükselişi

podcast

Gerçek cinayet hikayeleri halkın ilgisini çekmenin eşsiz bir yoludur. Yıllar boyunca sayısız kitap, film, televizyon programı, belgesel ve medya kuruluşu, kurbanları, katilleri ve şüphelileri, yönlendirme, bağlam, kriz ve çatışma ve nihayetinde çözümleme gibi temel hikaye anlatımı malzemeleriyle halka anlattı. Cinayet hikayeleri popülerliğini sürdürürken podcast dünyasında da kendilerine yer buldular. 2014 yılında, araştırmacı podcast serisi Serial‘ın ilk sezonu başladı. Serial gizemli Hae Min Lee cinayetini konu alıyordu. 1999 yılında işlenen Hae Min Lee cinayeti sebebiyle Lee’nin eski erkek arkadaşı Adnan Syed, cinayetten suçlu bulunup ömür boyu hapis cezası almıştı ancak muhtemel

Daha Verimli Olmak İstiyorsanız Çalışma Alanınızı Gözden Geçirin!

Çalışma masanız, bilgisayarınızın masaüstü ve e-posta kutunuz artık çalışma alanınızı tanımlıyor. Eğer bir ofiste tam zamanlı çalışıyorsanız bu, günde ortalama 8 saat çalıştığınız anlamına geliyor. Ve haftada 5 gün, yılda 48 hafta. Bir yılda toplam 1920 saat çalışıyorsunuz. Kulağa çok üretken ve verimli geliyor; ancak ne kadar öyle? Çeşitli engelleyiciler var mı? Bu engelleyicilere karşı engelleyici başka formüller var mı? Dublin Office Centre’ın hazırladığı infografik, bu 3 çalışma alanınızla ilgili verimliliğinizi artırabilecek, iş yaşamınızı organize edebilecek bazı öneriler sunuyor: Sakin Bir Masa Günde ortalama 8 saatinizi geçirdiğiniz için üzerine biraz

Dijital Yaşamlar & İçindeki Yerimiz

Günümüzde teknolojik ürünler ile o kadar haşır-neşir olduk ki; onlar yanımızda olmadığında kendimizi rahatsız hissediyoruz. Düşünsenize, cep telefonunuzu yanınıza almadan dışarı çıktığınızı… Ne kadar korkunç bir şeymiş gibi geliyor öyle değil mi ? Peki sadece cep telefonu mu ? Tabletler, dizüstü bilgisayarlar, taşınabilir şarj cihazlarımız. Evde şarj artık doldurmak yetmiyor, taşınabilir şarj cihazları da yanımızda taşıyoruz. Bir kafede otururken önceden manzarasına göre yerimizi seçerdik, şimdi ise priz neredeyse orayı arıyoruz. Bunlardan vazgeçmek düşündüğümüz kadar kolay değil maalesef ve emin olun sadece sizin için değil, herkes için böyle. Çünkü hayatımızın kontrolünü

Fiziksel Aktivitelerin Gücünü Fark Edin!

Günlük fiziksel aktivitelerin, bedensel ve ruhsal sağlık için ne kadar önemli ve faydalı olduğunu artık hepimiz biliyoruz. Bu, özellikle de bütün gün masa başında çalışan, kısıtlı miktarda hareket eden kişiler için son derece elzem bir konu. Tabii ki bir yandan da iş, aile ve sosyal hayat dengesinde düzenli bir egzersiz programına yer açamıyoruz; ancak araştırmalar gösteriyor ki egzersize her gün sadece 30 dakika ayırmak bile hayatımıza çok olumlu bir katkı sağlıyor. İngiltere’deki Leeds Metropolitan Üniversitesi tarafından yapılan bir araştırmaya göre; bir iş günü boyunca kısa bir süre dahi egzersiz yapmak

Nedir Bu Düşünce Liderliği?

Düşünce liderliği, son yıllarda özellikle pazarlama alanında çok önemli bir hale geldi. “Düşünce lideri” terimini, ilk olarak 1876’da Amerikalı filozof Ralph Waldo Emerson’ı tanımlamak için kullanıldığını düşünürsek; aslında kavramın çok da yeni olmadığını anlayabiliriz. O zamandan beri, Düşünce Liderliği iş bağlamında, endüstriler hakkındaki görüşlerini seslendiren şirket liderlerini tanımlamak için kullanılmıştır.  Esasen bu kavram; hangi sektörde olursanız olun, işinizde uzmanlık seviyenizi ispatlayarak itibarınızı artırmak anlamına geliyor. Yani temelde düşünce lideri; uzmanlaşmış olduğu alanda otorite olarak tanınan, uzmanlığına ihtiyaç duyulan ve çoğunlukla bunun karşılığını alan kişi ya da kuruma verilen isimdir. 2019 yılına

FMCG Markaları Plastik Atıklarla Nasıl Mücadele Ediyor?

Plastik atık sorunu, 2018’de adeta tavan yapmıştı. David Attenborough’nun Blue Planet II’si ise konuyla ilgili geniş çapta farkındalık yarattı. ”FMCG ise konunun ne ilgisi var?” derseniz; hemen açıklayalım. Plastiğin; FMCG, yiyecek ve içecek, moda ve kozmetik ürünleri gibi ürün ambalajlarının ayrılmaz (ve görünüşte kaçınılmaz) bir parçası olduğu için sektörlerdeki markalar mutlak bir çözüm bulmakta zorluk çekiyor. Bununla birlikte, geçen yıl boyunca, sorunların üstesinden gelmek için yeni girişimler ve stratejiler açıklayan bir dizi işletmenin süreci hızlandırdığını da gördük. İşte markaların plastik atıklarla başa çıkmak için neler yaptıkları ve sorunun önümüzdeki yıl