Kadınlar Neden Daha Fazla Nobel Ödülü Alamıyor?

Paylaşmayı unutmayın.

2018 Fizik Nobel ödüllerinden biri “Lazer Teknolojisi” üzerinde çalışan Donna Strickland ve iki diğer meslektaşına verildi ama haberler, bilim dünyasında büyük bir ilerleme olarak kabul edilen bu çalışmanın kendisinden çok, Donna Strickland’a yani tarihte bu ödülü 1903’te Marie Curie ve 1963’te Maria Goeppert Mayer’den sonra alan 3. kadın fizikçi olmasına yer verdi. Peki bu neden böyleydi? 1901’den beri dağıtılan Nobel Fizik ödülünü neden sadece 3 kadın fizikçi alabilmişti? Kadınlar fizik alanında erkeklere göre daha mı başarısızdı? Yoksa kadınlar çeşitli sebeplerden dolayı bu alana yönelmiyor muydu ?

@lawbreakingnews

Günümüzle geçmişi kıyasladığımızda ise kadın araştırmacıların bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (STEM) alanlarındaki sayısının arttığını gözlemleyebiliyoruz. Ne kadar daha çok kadın bu alanlara yöneliyor olsa da yapılan araştırmalara göre bu alanlarda çalışan kadınların sayısı hala erkeklerden bir hayli az. Örneğin aklınıza gelen tüm bilim insanlarını sayın dersek kaç tane kadın sayabilirsiniz. Tahminimizce çok fazla değil.

Peki kadınlar neden bu alanları tercih etmiyor?

Bu alanların zorluğundan mı yoksa altında yatan başka etmenler mi var ? 

@fortune

Araştırmalara göre STEM alanlarında ilerlemek isteyen kadınlar iç ve dış birçok engelle karşılaşıyor. Bunların belkide en önemlisi geleneksel kalıplar. Neredeyse tüm kültürlerde varolan “kadınlar matematikte kötüdür” veya “kadından mühendis mi olur” gibi kalıplar yüzünden kadınlar bu alanda ilerlemek istemiyor. Daha üzücü tarafı bu şekilde düşünen sadece erkekler değil, kadınların da büyük bir çoğunluğu bu kalıplar yüzünden bu alanlarda başarılı olamayacaklarını düşünüyorlar. Yapılan araştırmalara göre kadınların bu alanlara yönelmemesi bilişsel yeteneklerinin yetersiz olmasından kaynaklanmıyor; eğitim politikaları, geleneksel kalıplar, kültür ve rol model eksikliği kadınları başka alanlara itiyor. En iyi 100 ABD üniversitesinde matematik ağırlıklı alanlarda öğretim üyesi olan kadınların ağırlığı yüzde 8.8-15.8 ve kadın profesör oranı yüzde 10’un altında seyrediyor.

@un

Ayrımcılık

Kadın araştırmacılara yapılan ayrımcılık belki de bu alanlardaki kadın yetersizliğinin en büyük nedeni. Örneğin bir makale yazarının kadın olması, okuyan kim olursa olsun, makalenin kabul edilme olasılığını düşürüyor. Ayrıca araştırmacı olarak başvuran kadınların kabul edilebilmesi için daha fazla yayınının olması gerekiyor. Aynı işte kadınların daha az maaş alması ve daha az kaynakla çalışmaya mecbur bırakılması gibi ayrımcılıklar da  kadınlarda cam tavan sendromuna yani psikolojik engellere yol açıyor. Bu sebeplerden dolayı fizikçi olmak isteyenlerin sayısı tıp doktoru, veteriner, biyolog veya avukat olmak isteyenlerden çok daha az. 

Aile – İş Dengesi

Kadınların araştırmadan çok eğitim alanlarına yönelmesinin başka bir sebebi de aile formasyonu, çocuk bakımı veya aile-iş dengesinin kurulamamasından kaynaklanıyor. Birçok kadın çocukları için kariyerlerinden vazgeçiyor, eşlerinin kariyeri için kendilerininkinden fedakarlık yapıyor veya coğrafi olarak kendilerini kısıtlıyorlar. Kadınların baskı altında aldıkları bu kararlar bilim alanında yetersiz temsil edilmelerine yol açıyor.

Hepimizin, üniversite profesörünün de, sokaktaki simitçinin de Nobel Ödülü kazanan biri denildiğine aklına gelen resim aynıdır : beyaz tenli yaşlı bir erkek.  Baktığımız zaman kafamızda oluşan resim gerçekten çokta uzak değil çünkü bilim Nobel Ödülü kazananların %97’si erkek. Hepimizin bilinçsizce yaptığı bu basit, doğal ve kaçınılmaz varsayım biz istemesek de çevremizi şekillendiriyor. Kadın araştırmacıların yazıları daha az kaynak olarak gösteriliyor ve yazılarının kabul görmesi için geçen süre iki kat daha uzun oluyor. Bu kalıp ve varsayım bir kadının dünya çapında ünlenmiş bir bilim insanı bile olsa konuşmacı olarak çağrılması zorlaştırıyor dolayısıyla prestijli ödüllere aday gösterilme olasılığını düşürüyor.

@physicsworld

Kısacası çeşitli engellerden dolayı bilim daha çok erkeklerin isminin duyulduğu bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Bunu değiştirmek tabiki bizim elimizde. Bunu değiştirmek adına hükümetler ve üniversiteler eğitim programlarıyla birçok önlem almış durumda. Ama unutmamalıyız ki biz “Kadından mühendis mi olurmuş?” gibi yıllardır süregelen yanlış ve kalıplaşmış tabuları yıkmadan kadınların bilim alanındaki engellerini kaldıramayız. Donna Strickland fizik alanındaki başarılarıyla Nobel ödülü alarak bu engellerin hepsinin aşılabileceğini bize gösterdi.

Umarız gelecek yıllarda bilime yönelen kadınların sayısı artar ve daha çok bu tarz haberler duyarız. Tabii ki bu sefer ödülü kazananın cinsiyetinden çok çalışmalarını konuşmak dileğiyle…

Paylaşmayı unutmayın.

İlgili Sayfalar