Dr. Cal Lightman karakterini tanıyor musunuz? Peki, ona yalan söylemeyi hiç düşündünüz mü? Bizce aklınızdan bile geçirmeyin. Çünkü Lightman, mikro mimikler sayesinde yalanı saniyeler içinde yakalar. Biz Adgager olarak bu yazıda mikro mimiklerin pazar araştırmalarındaki yerini inceliyoruz.

Dr. Cal Lightman ve Mikro Mimikler
Dr. Cal Lightman bir yüz okuma uzmanıdır. Siz sorularına cevap verirken o sadece sizi izler ve yeni sorular sorar. Onun için sözleriniz değil, konuşurken yüzünüzde beliren ifadeler önemlidir. Özellikle ilk anda beliren ve bir saniyeden kısa süren ifadelere odaklanır.
Lightman aslında hayali bir karakterdir. Onu Lie to Me dizisinden tanıyoruz. Dizinin danışmanı ise Paul Ekman. Ekman, yüz ifadeleri üzerine uzun yıllar araştırma yapan bir psikologdur. Bu konudaki kitapları arasında “Ne Düşündüğünü Biliyorum” ve “Yalan Söylediğimi Nasıl Anladın?” yer alır.
Mikro Mimikler Nedir?
Mikro mimikler, saniyenin dörtte biri kadar süren yüz ifadeleridir. Bu ifadeleri bilinçli olarak kontrol edemeyiz. Çünkü onlar bilinç dışı tepkilerimizdir ve gerçek duygularımızı yansıtır. Ancak bu kadar kısa süren ifadeleri okumak ve anlamlandırmak oldukça zordur.

Markalar Neden Yüz İfadelerine Önem Vermeli?
Yüz ifadeleri insan duygularıyla doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle şirketler için büyük önem taşır. Rekabetin yoğun olduğu pazarlarda müşterinin duygularına dokunmak, değer yaratmanın ilk adımıdır. Yüz tanıma teknolojisi, davranış kalıplarını daha iyi anlamamızı sağlar. Ayrıca tüketicinin gelecekteki satın alma kararlarını öngörmemize de yardımcı olur.

Pazar Araştırması ve Yüz Okuma Teknolojisi
Günümüzde pazar araştırmacıları büyük bir baskı altında çalışır. Müşterileri onlardan gerçek bir iş değeri bekler. Üstelik anket yanıt oranları düşüyor. Bazı demografik gruplardan veri toplamak da giderek zorlaşıyor. Bu noktada yüz okuma teknolojisi, duygu tespiti sayesinde odak grup ve anket çalışmalarına yeni fırsatlar sunar.

Duygu tespitinde en yaygın yöntem reklam testidir. Bu testte katılımcılar birkaç reklam videosu izler. Bu sırada bir kamera onların tepkilerini kaydeder. Ardından araştırmacılar kayıtları inceleyip sonuca ulaşmaya çalışır. Bu iş ciddi bir beceri ister, ancak çok güçlü veriler sunar. Sonuçta herkes bir Dr. Lightman değil!
Yüz tanıma teknolojisi tam da bu noktada devreye girer. Böylece gözden kaçan ifadeler ve gözlemciler arasındaki yorum farkları gibi riskleri ortadan kaldırır.
Yüz Okuma Teknolojisi Nasıl Çalışır?
Bu alanda birçok teknoloji var. Çoğu sistem önce video kaydı alır. Ardından Yüz Hareketi Kodlama Sistemi (FACS) temelli bir analiz yapar. FACS, yüz ifadelerini duygularla eşleştiren bir sistemdir. Yazılım, makine öğrenmesi ile büyük bir referans ifade veri tabanı oluşturur.

Bu veri tabanı her kullanımda kendini günceller. Böylece duyguları tutarlı ve tekrarlanabilir şekilde tanımlar. Sistem, video boyunca değişen ifadeleri yakalamak için kameraya erişir. Sonra algoritmalar bu ifadeleri standart duygusal tepkilere dönüştürür. Son olarak araştırmacılar videodaki tüm duygusal tepkileri ortak bir ölçütle karşılaştırır.

Mikro Mimikler Gerçekten İşe Yarıyor mu?
İşte beklenen soru! Videolarla ifadeleri tanımak ve yorumlamak, Ex Machina filmindeki robotu hatırlatıyor. Sorunun kısa cevabı ise evet. Ekman’ın araştırmaları, bazı mikro mimiklerin evrensel olduğunu gösterdi. Bu nedenle bu ifadeleri teknolojiyle yakalamak ve kıyaslamak oldukça mantıklıdır. Bazı kaynaklar, testlerde yüzde 95 doğruluk oranına ulaştıklarını belirtiyor.

Önde gelen birçok marka bu teknolojiyi reklam kampanyalarında zaten kullanıyor. Böylece pazarlama ekipleri en etkili reklamları hazırlayabiliyor. Ayrıca küresel kampanyalarda her pazarın hassas noktalarını tespit edip içeriği yerelleştirebiliyorlar.
Yüz Okuma Teknolojisinin Sınırları
Elbette her şey kusursuz değil. Öncelikle araştırma ekibi, kullanacağı programın özelliklerini iyi tanımalıdır. Farklı kültürlerden insanlar farklı yüz yapılarına ve tepki düzeylerine sahiptir. Bu yüzden referans veriler bu çeşitliliği yansıtmalıdır. Ayrıca veri sağlayıcısının hedef bölgelerdeki katılımcılarla çalıştığından emin olmak gerekir.

İkinci önemli nokta, içeriğin sunum şeklidir. Katılımcılar içeriği telefon ve tablet gibi farklı cihazlarda izler. Bu durumda iki koşul önem kazanır. İlk olarak katılımcı içeriği net görmelidir. İkinci olarak kamera, katılımcının yüzünü açıkça görebilmelidir.

Ayrıca ışık düzeyi ve görüş açısı da sonuçları etkiler. Bu yüzden web kameralı bir dizüstü bilgisayar en uygun seçenektir. Çünkü katılımcı bu sayede ekranın tam karşısına oturur ve dikkatini içeriğe verir.

Son nokta ise gizliliktir. Katılımcılar kameraya erişim izni vermeli ve kayda onay vermelidir. Birçok kişi buna olumlu yaklaşır. Ancak bazı katılımcılar rahatsız olabilir. Bu durumda video izletmek yerine soru sormak daha güvenli bir yoldur.

Mikro Mimikleri Kendiniz Deneyin
Kulağa kolay geliyor, değil mi? Aslında hiç de öyle değil. Bunu görmek için Patryk Wezowski’nin hazırladığı eğitim videosunu izleyebilirsiniz. Video, ifadeleri yavaş çekimde gösterir. Böylece onları daha kolay tanırsınız. Videoyu yüksek kalitede izlemenizi öneriyoruz.
Kısacası mikro mimikler, Gagerların ve tüketicilerin gerçek duygularına açılan küçük bir penceredir. Pazarlamada bir diğer önemli kavram ise duygusal zekadır. Merak ediyorsanız Pazarlamanın Duygusal Zeka ile Dansı yazımıza göz atın.
Kaynaklar: Insights Association, Hakan Mengüç (fotoğraflar).
