Geçmiş ile Gelecek Arasındaki Sergi: Bir İki Delilik

Paylaşmayı unutmayın.

“Sanatın amacı, ruhumuzu, gündelik hayatın tozlarından temizlemektir.” diyor Pablo Picasso. Gündelik hayatın telaşından biraz uzaklaşıp, eski rafların tozunu aldığımız Anadolu’nun antik çağlarına bir yolculuğa çıkmaya hazır mısınız? Antik çağın o muazzam kültürüne uzanıp geçmiş ile gelecek arasında bir köprü kurmaya çalışan bir sergiden bahsedeceğiz bugün: Bir İki Delilik

Bir İki Delilik

Survivor – Exathlon Projeleri’nin Oyun Tasarımcısı Heykeltıraş Emre Ezelli ve Sanatçı Tuğba Hacısüleymanoğlu’nun 12 parçalık sergisi Bir İki Delilik Akaretler Soul’N Art‘da sanatseverler tarafından ilgiyle karşılandı. İki sanatçı; çocuk oyuncaklarını ahşap, yorgun metal ve kilim malzemeleri ile yeniden yorumlayarak ataerkil aile ve oyun temalarının altını çizmek istiyor.

Unutulmaya yüz tutan bu oyunları sanatla birleştirme fikri ise bize geçmiş yaşamdaki değerleri yeniden hatırlatırken bugünün oyun ve sanatına tekrar bakmamızı sağladı. Oyun çağlarına yeniden dönüş ve kültüre son bir bakış gibi baktığımız 18 parçalık sergiye hayat veren Emre Ezelli şunları söylüyor:

Aslında hepsi çocukken sahip olduğum, ara ara rüyalarımda karşılaştığım, istemeden arkamda bıraktığım şeylerdi! Yeniden hayat bulmalarının, tekrar rüzgara yem olmalarının zamanı gelmişti. Kömür külünün içerisinde, kapı ve tekerleri olmayan mavi arabamı hala daha ararım. Şimdi rüyalarımız sizinle paylaşıyorum.

Bir şeyleri arkada bırakmanın ve onları yeniden canlandırmanın hazzını bir kere yaşadıysanız sanıyoruz ki onu asla unutamazsınız. Emre Ezelli için derin anlamları olduğunu düşündüğümüz bu oyunların aslında çocukluğa ve büyüdükçe vazgeçtiğimiz tüm değerlere dem vurduğunu düşünüyoruz. Oyun oynamaktan vazgeçtiğimiz anda büyüdüğümüzü ve geçmişi bir kenara bıraktığımızı düşünsek de rüyalar ve bazı çağrışımlarla o kendini hatırlatmanın bir yolunu elbette buluyor değil mi?

Mini Mini
Sanki arkamda kalmış bir şeydi

 

@birikidelilik

 

Meraklı Bir Balon
Pek çok şeyin bambaşka olmasını isterdim

 

At
Yaşamak, alıştığımız bir şeydir

 

Mavi Bir Araba
Gerçekler, çok inatçı şeyler

Bez Bebek
Var olmak

Suya Atlarken
Taklit edemezsin

 

Balık Tutmak
Zaman, düz bir halka

Arka Bahçe
Ne içinde ne dışında

 

Serginin parçalarına heyecanla paylaşırken hislerimizin tercümesi bir yorumla karşılaştık. Dr. İpek Çankaya’nın sözleri ile yazımıza son veriyoruz.

Oyunlarımızın, kültürümüzün, sanatın ve her şeyden önce çocukluğumuzun daim kalması dileğiyle…

 

Sokak oyunları nostaljik bir rüzgar gibi, dudak burkarak söz edilen bir geçmiş zaman eğlencesi sanki. Bizim toplumumuz için düşünürsek önceki kuşakların Boğaz’da denize girmeleri, Beyoğlu’na çıkarken en güzel kıyafetlerini giymeleri ya da bayramlık pabuçlarını geceden başuçlarına koymaları gibi tarihsel ve nostaljik bir öge.
İşte bu çerçeveden bakınca heykel eğitiminden gelen ve tasarımcı olarak sürdürdüğü profesyonel yaşamının son yılında popüler yarışma Survivor için oyun tasarlamakta olan Emre Ezelli’nin sergisine “Bir iki delilik” adını vermesini anlamlı buldum. Ezelli, bu sergide ya güzel bir mesleki deformasyonla, ya içindeki sokak çocuğunu öldürmeyi reddeden yaratıcı bir birey olarak ya da belki her ikisinin toplamıyla, unutulmaya yüz tutmuş anonim oyun ve oyuncak kültürüne odaklanmış. 12 işten oluşan sergide Ezelli arkeolojik kazılarda bulunan, Antik Çağ Anadolu oyuncaklarını ahşap, yorgun metal ve geleneksel dokuma kilim malzemelerini kullanarak bugüne taşımış ve yeniden yorumlamış.
İçinden oyun geçen hayatlar sanatı taklit etmeye hep devam etsin! Belki de oyun kültürünü hayatta tutacak tek güç sanattır.

 

Paylaşmayı unutmayın.

İlgili Sayfalar